Zindan iki hece, ya anlattıkları?anımsattıkları?
neresinden başlasak dersiniz,"zin"den mi "dan"dan"mı? iki hecenin ayrı ayrı bir anlamı yok belki, ya bir araya getirince, anlatmakla biter mi?
Ne kadar biliriz ki zindanı, ne kadarımız biliriz? kadim zindanları ben bilmem, biz bilmeyiz anlatılanların dışında. hani o demir kapıları-parmaklıkları,ışıksız, penceresiz,daraltan, bunaltan,ilikleri donduran soğuğu, rutubetli havasını, yosun tutmuş taş duvarları. o taş duvarlar ki; kimleri neleri görmüştür. kimler unutulmuştur, niceleri ömrünü çürütmüştür. peki ya Yusuf? neden bu ay yüzlünün yolu da burdan geçmiştir? dürüstlüğünden gayrı suçu nedir o iffet timsalinin?
sonra o soğuk daraltan-bunaltan, yosun tutmuş taş duvarlar nasıl dönüşüvermiştir "medrese-i Yusuf"a.....

Taş duvarların adı çıkmış,modern zindanlarımıza ne demeli. işte bunu biliriz, kendi elimizle teslim olmuş tutsaklarız zira. Bıraksalar da kaçmayız, kaçamayız, ne ayaklarımızda pranga ne elimizde kelepçe var halbuki. Hem nereye kaçacağız, kimden, kime, kiminle kaçacağız. Bir esaret bitecek diğerimi başlayacak. İyisi mi razı olalım zindanlarımıza, hem bunu da bulamayan vardır muhakkak. misal dağdaki çoban. Tabi ya biz masamıza oturalım ve işimize bakalım. Hem hayalde kurarız, gündüz rüyası bile görürüz. Kim ne karışır ki? Yitik düşlerin izini süreriz yine düşte:
Kim istemez ki kırlarda koşmayı, papatyalar arasında uzanmayı, soğuk pınarlardan kana kana içmeyi, sonra dağlara çıkmayı, çiğdemi, kengeri, mor sümbülü, nergisi. Kuzularla oynamayı kim istemez. hı! Çoban senin düşte işin ne? Heyhat çocukça düşler bunlar, oysa daha çok çalışmalıyım, daha haris olmalıyım, daha agresif; terfi etmek için. Klimalı bir zindan fena mı, ya daha rahat bir koltuk. Yukarda olacağım en azından, en yukarda olmasam da birilerinin üzerinde, misal dağda ki çobanın.

Peki ya çocuklarımız? Hani zindanlarımıza teslim olurken kreşlere yuvalara emanet ettiğimiz canparelerimiz. Ne zaman başlatacağız onları da koşturmaya, yarıştırmaya. Öyle ya onlar bizim canlarımız. Şüphesiz her şeyin en iyisine layıklar, zindanında. El birliğiyle nasıl bir dünya bırakacağız onlara. El değmemiş köşelerde kuytularda, zindanlarımızdan ari, azade, asude ortamlar verebilecek miyiz? Yoksa topyekün zindana dönmüş bir dünya mı mirasımız?
Elbet büyüteceğiz, elbet büyüyecekler, imkanı olan zindanlardan zindan beğenecek kendine. Öteki zindanına razı, hem razı olmasa ne gelir elinden.
Öyle yada böyle kapanacak devrimiz, onlarınki başlayacak. Onlar genç biz yaşlı. Geldik mi şimdi can yakan soruya:
O kreşlerin yuvaların geri dönüşümü nasıl olacak dersiniz? Evlatlarımız, canlarımız bize borcunu nasıl ödeyecekler, ne verdik ne verecekler?
Bir ömür bulamadığımız huzuru “huzurevi”nde mi arayacağız? Yok canım yaparlar mı ki bunu? Yoksa onlara iş düşürmeden yine biz mi gideceğiz. Böylesi daha iyi değil mi? Hem ne yüzümüz, ne hakkımız var onlara yük olmaya? Bu kadar zindan telaşesinin, koşuşturmanın içinde bir de bizimle mi oyalansınlar ayakbağı mı olalım ha?
İşlerinden başını kaşıyacak vakti olmayacak çoğunun. O yüzden daha çok çalışıp eve birde hizmetçi tutacaklar.
Yinede bir bayram öğleden sonrası, bir anneler gününde, bir babalar gününde, ellerinde bir çiçekle yahut paketlerle çıkar gelirler belki de.
Gelirler mi?
Gelirler canım.
Gelmeseler elimizden ne gelir? Beklemekten başka. Heyhat düştük mü bu seferde mahpusuna beklemenin.
Zindanlardan kurtulmak kolay mı?

Ve sen ey anacığım. Bu gün anneler günüymüş haberin var mı? Zindanlar dünyasında, dünya zindanında herkesin yılda bir günü olurmuş, bugünde annelerin günüymüş. Ne iyi değil mi?
Yok mu haberin? Bırak olmasın. Bizim yılda 365 günümüz var ya. Zindanlar mı ayıracak bizi, dağlar mı, yollar mı, her daim bir atarken yüreğimiz.
Ben zindandan her kaçışımda sana koştum, sana teslim oldum, sana sığındım, sana tutundum, sana sarıldım. Ben ellerini öptüm sen saçlarımı okşadın, ben dizine yattım sen gözüme baktın, gözüne baktın, gözün gibi baktın. Ve ben hep kendimi hediye ettim sana.
Bakarsın gene kaçarım, ansızın çıkagelirim bir seher vaktinde. İşte o gün bizim günümüz.
Bekle beni anne……..

2 yorum:
hayırlı olsun ferat site yapmaya başlamışın. haberleşelim :) askelik bitti..
sağol kardeş, sanada geçmiş olsun. henüz pek bir şey yok ama ilerde daha kapsamlı bir site düşünüyorum. fikirlerine ve yardımlarına da ihtiyacım olacak.görüşürüz inşaalah...
Yorum Gönder